17 Aralık 2014 Çarşamba

Cüneyt Şaşmaz : 17/25?!

“Yurtta sulh cihanda sulh!”
Mustafa Kemal Atatürk

“İhtilal ne iyi, ne de fenadır.
İhtilali şartlar yaratır.
Eğer şartlar ihtilale gebeyse ve eğer iktidarlar bu şartları gereği gibi değerlendirmezse, ihtilal olur!”
“Eğer, insan hakları yürütülemez, vatandaş hakları zorlanırsa, ihtilal behemahal olur!”
İsmet İnönü (18 Nisan 1960 söylevinden)

"Senin kendi yolun vardır, benim kendi yolum.
Doğru yola, haklı yola, tek yola gelince, öylesi yoktur."
Friedrich Nietzsche

Erdoğan'ın AB ile dalaşması ne mana?!

Putin'in bir kol'undan, ABD & AB'nin diğer kol'undan çekip parçaladığı Uk'rayna mıdır Türkiye?!

Manzara-i umumiye:

Güven'de değiliz.
İç savaş ve parçalanmanın eşiğindeyiz.
Kaht-ı Rical.

Devlet, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi tepe'den tırnağa siyasileşti.

Erdoğan'giller de Gülen'giller de iktidar nimetlerinden vazgeçmek istemiyor.

Oyun içinde oyun!

Ağlaklar arası çamur banyosu.

Haklı çıkmaya dayalı tartışma karı koca kavgasında olur.
Gülen, Erdoğan kavgası da benzer hikaye.
Her iki taraf da birbirini suçluyor ama hiç kimse kendi hatasını, yanlışını, günah'ını kabul etmeye yanaşmıyor.

Davutoğlu'nun başı örtülü doktor eşinin beyanlarına bakılacak olursa makam yarışının, hava atmanın okumakla, "diploma" ile türban'la uzak yakın bir alakası yok.

Alim seviyesinde çok okumuş bir hoca'nın eşi olmak ile ağır başarısız bir başbakan'ın, dışişleri bakanı'nın eşi olmak aynı mıdır ve/veya aynı kapı'ya çıkar mı hikaye, Menderes, Zorlu, Polatkan vak'ası ortada?!
ABD de, Almanya da, Londra da oradaydı, Rusya da bir şey yapmadı.
Astılar.

Kaldı ki, 2007'de Silivri kumpası kapsamında, AKP'yi kınayanlar arasında Rusya da, Çin de, İran da yoktu.

Demem o ki:
AKP, Gülen iktidarı, 28 Şubat'taki stratejik ufuk'suzluğun eseri.
Ne var ki, o buz gibi su'da bir defa yıkanılır, Arap baharı "bre densiz" diyen Davutoğlu'nun eser'i.

Büyük Satranç Tahtası'nda, BOP kapsamında (NATO konseptinde), AKP adım adım iktidara geldi, iliştirildi, bildik hikaye.

Lafı uzatmadan söyleyeceğim:
17/25 çarpışmasında; Gülen'ciler de doğru konuşmuyor, Erdoğan'cılar da!

Her iki taraf da ne hakikat derdinde, ne de eve ekmek götürme derdinde, her iki taraf da kurban derisine tenezzül etmeyecek kadar gani.

Varsa yoksa "üç sarı", üç bebe, üç karı kavgası.
Üç sarı'yı görünce dağıldılar.
(Birinci sarı kadın baldırı, ikinci sarı çil çil altın, üçüncü sarı altın sarısı yaldızlı makam koltuğu ve/veya altın suyuna bandırılmış sırmalı apoletler...)

Türkiye "İslam olmayan topraklardır" ile başlayan hesaplaşma, yağmalama histerisi, ardından yerini "müslüman olan topraklar"da lük(ü)s tüketim'e, rantiye hayat'a, taşeron siyasi iş'lere doğru kaydırdı.

Üretmeden tüketmek dünün gümüş yüzüklü mücahid'lerini de bozdu.
Ne kadar nakit merkezi var ise peşkeş çekildi, yetmedi!

Telekom özelleştirmesi üzerinden kalmayan iletişim güvenlik'i ve dinleme kepazeliği de ortada.
Ne özel hayat kaldı ne de milli güvenlik.

140 karakter durum analiz şudur: "En namuslu takke'liler de namussuz, imansız çıktı!"

Dünya'nın en pahalı enerjisi de bizde, en pahalı içkisi de bizde, en ucuz mücevher (cevahir) de bizde, ihtiyaç dışı büyüklükte konut stok'u da bizde, yer gök AVM doldu, en büyük işsiz de bizde, dünyanın en marka terörist'leri de bizde, en lüküs rezidans, ev, araba da bizde.

Buna rağmen Türkiye kurtulmadı, borç'la büyüdü, morbid obez (ölümcül şişman) kedi oldu.

Yani?!

Müslüman olan topraklarda, alnı secdeden kalkmayan Cumhurbaşkanı, Başbakan ile bir gün PKK oynuyor, bir gün IŞİD.

Öcalan şantaj yapıyor, PKK dayatıyor, TBMM'deki PKK'lılar ise bölünme anayasası için bastırıyor.

Onurlu dış/iç politik seviye bu!

Esad tasfiye olacak derken, kalmayan sınır güvenlik'i kapsamında Suriyeliler Türkiye'nin dörtbir yanında.
İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Hatay vb yerler içten içe kaynıyor.

Türkiye kendi işsizine iş bulamazken, Suriyeli işsiz'e iş, oy hakkı verilmek için yasal kılıf hazırlanıyor.
Sünni, Arap, Kürt, Ermeni derken AKP kendi ip'ine dolandı.
Kedi & fare ısparmaça!

Demem şu ki:
2007 sonrasında AKP'ye, Erdoğan'a BOP kapsamında açılan bir vade vardı.
İran operasyonu.

BOP'a takoz (ultra) olarak görülen yapılar, yani vatan bölünmesin, parçalanmasın, Türkiye laik'tir laik kalacak diyen yapılar, başta TSK olmak üzere, Atatürkçü aydın'lar andıç'landı, acem barzan kumpas üzerinden Silivri'ye tıkıldı.

Laik Çankaya düştü, Avrupa da düştü, güvenlik kalmadı!

Kumpas'ın bir ayağında Erdoğan'giller vardı, diğer ayağında Gülen'giller, Gül ise Çankaya'da.

2011'e gelindiğinde Erdoğan'a vade açan küresel tefeciler, hesap kapatmak için Ankara'yı bastılar.

2012 Kıyamet Takvimi, büyük resim'de şartlar uygun olmadığı için ötelendi.
(Feyk) Büyük Barzan Proce.

2013'ün 17/25 Aralık kalkışmasında görüldü ki, AKP'li zevat'ın ne siyaset'le ne de güvenlik'le bir alakası var.
Varsa yoksa mangır meselesi.

Ayakkabı kutusu hikayesi üzerinden "ak vurgunlar" patladı ise sebep habercilik ya da Gülen'gillerin temiz eller merakından değil!

Eğer öyle olmuş olsa idi, Telekom, Tekel, Limanlar özelleşme adı altında yağmalanırken, peşkeş çekilirken ayağa kalkarlardı, ne kalem oynattılar ne de tek satır yazdılar.

Sistem'in ürettiği arızalardan beslenip, Uzan örneğinde olduğu gibi sistem'i tehdit edip ele geçirmeyi tercih ettiler.

Kazan & Kazan üzerinden avladılar, ilk fatura Doğan'ın önüne gitti.

2012 sonrası yaşanan sert ayrışmada iki temel faktör var:
1. AKP tepeden tırnağa devlet olduğu halde kendisine iktidar bahşeden küresel güçlere verdikleri sözü tutmuyor, istese de tutamıyor.
Sebep, küresel aksta yaşanan keskin ayrışma.
İsrail/İran makas'ı!

2007 sonrasında ayağa kalkan Putin, Erdoğan üzerinden ABD'yi, AB'yi eziyor.

Gülen, İngiliz, İsrail, ABD, NATO üzerinden Batı Roma saf'ında!
Erdoğan, İran, Putin, Doğu Almanya (Bavyera) üzerinden Doğu Roma safında.

Yani?!

Gül, Çankaya'dayken güven'de olanlar şimdi güven'de değil!
Erdoğan'ın kaydırdığı eksen, 27 Mayıs'ta olduğu gibi, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi yeni bir ihtilal sebebi.
Aynı zamanda şartlar II. Dünya Savaşı'nda daha hafif değil!

Yani?!

28 Şubat yazı'sı üzerinden gelenler, 28 Şubat tura çarpması üzerinden gönderilmeye hazırlar!
Meteo: 28 Şubat Kasırgası!

2. Gülen ile Erdoğan'ın kavgasının temel'inde BOP'çular var!
Her iki adres'in de o güç'lere verdikleri sözler var.

İçerdeki kavga ise tamamı ile kontrol'den çıkan Gülen şakird mesele.

Erdoğan'ın belediye'den ve evden getirdiği kadro dışında ekibi yok.
(Alo babacım!)

Gülen'in ise devlet'in ve dünya'nın dörtbir yanına yerleştirdiği şakird'leri var, çoğu da İngiliz, İsrail, NATO istihbarat'ın güdümünde!

Ne var ki, Avrupa'da kalmayan güvenlik, Londra'nın Euro bölgesinden mukaddem yaşadığı yüksek güvenliksizliğin perde arkasında da AKP & Gülen'in takke'li kadrosu var!

Ilımlı İslam'ın hızla radikal islam'a dönüştüğünün görüldüğü; "biat"a ve/veya "ulul emre itaat"a dayalı zamanlarda, Avrupa derin panik'te!

Sebep!?

Radikal İslamcılar ile ılımlı İslamcılar aynı kültürden geliyorlar.
Geçişkenliği var, sempati var!

Yani?!

Gülen'gillere operasyonun diğer ayağında Batı Roma'nın kendisi var.
Kontrolden çıkan siyasal İslam'dan onlar da rahatsızlar.
Onun için Erdoğan'dan önce Gülen'gil zehirli sarmaşığın budanmasına ok'ey çıktı.
Sebep, neo irtica kapsamında güvenlik.

Hasılı:
Batı, seküler sistem, çok kültürlü çok dinli oyun'u iyi oynasa da, bu topraklarda aynı dil'i konuşma, aynı duyguları paylaşma konusunda, siyasal laik'ler ile daha hızlı iş görüyor.

Neden?!

Siyasal islamcılar, "hayır" denecek yerde "evet" diyorlar, "evet" denecek yerde hamaset yapıp "hayır" diyorlar.

Kapalı kapıların ardında, arka kapı diplomasisi yaparken, bunu kendilerinden başka kimsenin bilmediğini varsayıyorlar, 2005 Soçi kırılması ve öncesinde Beyaz Saray'da yaşanan at sinekli ağırlama sırasında görüldü ki, sistem Davutoğlu/Wolfowitz, Zapsu ak'ıllı zamanlarda, ciddi eror/hata veriyor, ısparmaça.
İş'lemiyor.

Batı neden her kor'düğüm olduğunda asker'in TSK'nın kapı'sını çalıyor?!

Elcevap:
İyi ya da kötü, intizam içinde işleyen tek adres orası!

3 Y'nin hali ortada: Padişah'ım çok yaşa!
Netice almak isteyen TSK'nın kapı'sının önünde yatıyor.

İnsicam.

BOP'ta herkese yüksek demokrasi aklı veren, hem Türkiye'nin hem de küre'nin güvenlik'ini ortadan kaldıran yüksek demokrat medya'nın hali de ortada.

Batık ve yüksek telifler karşılığında yazı yazan fikir ırgatları korku'yor.
Gelecekten endişeliler.
Kimi can derdinde kimi işsiz kalmaktan endişeli.
Ufuk'ları bu kadar, delirten su'dan içen cevahir delisi oldu!
Ağır bencil ve kolpacılar.

Soru şu:
Erdoğan, Çankaya'da!
Ex Gülen, ABD'deki İngiliz topraklarında.
Çiçek, TBMM'nin baş'ında.
Davutoğlu, Başbakanlık'ta.
Öcalan, İmralı'da.
Barzani, Erbil'de.

Yani?!

Güvenlik bürokrasisi dahil, boş koltuk yok.
Paralel ya da gölge kabine, ikiz makam'lar dahi dolu!

Hal böyleyken...

Erdoğan'ın, AKP'nin AB ile kavgası ne anlama geliyor olabilir!?
a. Yol'un sonuna geldiler, vuruşarak çekiliyorlar.

b. Ay Işığı'nda 28 Şubat rüzgarı, kreşendo ritminde yükseliyor.

c. Putin'le saf'laşan Erdoğan, Türkiye'yi Uk'rayna kulvarına soktu.
ABD, AB bir ayak'ından, Putin, İran da diğer ayağından çekip Türkiye'yi parçalamaya hazır!

Neo II. Dünya HAARP'i.

d. PKK, eyalet anayasası, referandum, kalkışma, Yugoslavyalaşma, Irak'laşma, Filistin'leşme süreç'i.

e. Hepsi.

Sözün özü:
Ak Cevahir sorunsalı?!

Cevahir!?

AKP'nin vitrin'i cevahir'e dönse de, bataklığın içindeyiz.

Saat kaç?!
İç savaş "mek parmak" ötesi.
Güven'de değil hiç kimse.

Netice:
Türkiye tarihinde ordu, yönetim'e el koyduğunda hiçbir zaman kalıcı olmadı.
Devlet katındaki kor'düğümü çözdü, güvenlik'i tesis etti, sonra da iş'i siyasilere bırakıp çekildi.

Ne var ki, siyasiler he defasında "üç sarı" ya da "cevahir arzusu"ndan kaynaklı güvenlik'i ihmal etti.

"Sen evli değilsin, senin bakmakla yükümlü olduğun kimseler yok, o yüzden böyle konuşuyorsun" diyenleri de gördük, milli güvenlik'in hiç'e sayıldığı zamanlarda.

Erdoğan'dan beslenemeyenler, Sarıgül havuzunda saf'laşıyordu.

Neyse ne...

27 Mayıs'ta Menderes gitti, Demirel geldi.
12 Eylül'de Demirel gitti, Özal geldi.
1987'de siyasi yasakları Özal'a rağmen Evren kaldırttı.
1997'nin 28 Şubat'ında Erbakan gitti, Erdoğan geldi (3 Kasım 2002 seçimi sonrası Jet Fadıl istifa etti, Edelman YSK ziyareti sonrası Siirt ara seçimi yapıldı, Gül Başbakanlık'tan istifa etti).

Her yeni gelen giden'i arattı.

Demem o deme değil şu deme:
Bu defa şartlar çok farklı ve de çok ağır.
Büyük Resim'de Neo II. Dünya HAARP'i saf'laşması var.
Önce güvenlik.

Neo Duyun-u Umumiye, Türkiye'nin gelecek 50 cevahir yılı çalınmış, yağmalanmış kayıp.

Güvenlik'i tesis eden kor'düğümü çözüp, enerji bazlı akışkanlığı sağlayacak ise BÜYÜK OYUN'da "yüksek güvenlikli güvenlik" sağlanana kadar "Asker" gitmez.
Kılını kıpırdatmaz!

Avrupa, BOP'ta açığa çıkan güvenliksiz ortam'ın maliyeti'nin farkında.
Ateş pahası.
Fenik/cent hesabı.

Yani?!

TSK, bu defa geldi mi, sağlam gelir, bataklığı kurutmadan gitmez.

Avrupa'nın güvenlik meselesi üç günde çözülmez.

Görünen o ki, sessiz ve derin'den bir yürüyüş'ün nihayet'indeyiz.
Onlar tuzak kurdu, Allah da tuzak kurdu.

Görünen ve anlaşılan o ki, bugünün hikayesi 2007'nin öncesinde, 2005'in Aralık'ında, 2006'nın Haziran'ının mek parmak sonrasında yazılmış.

Neo irtica tanımı kapsamında; AKP de Gülen de artık ne mağdur, ne mazlum ne de masum!
Medyalarında yazdıkları ortada.
Gerçek cevahir pas tutmaz, bunlar kaplama.
Şimdi yargılanma sırası onlarda!
Ölene kadar idam'la infaz'ına...
RAP... LARP... RAP...

Final süreç'i: Gül'ün Çankaya PR'ını yapan Zeynel Abidin Erdem'in şirketine 606 milyon dolarımız gitti?!

Hasılı:
17/25 ve/veya İsrail/İran makas'ı.
Erdoğan, Gülen'e "BOP'un Halifesi ben'im" diyor.
Gülen, Erdoğan'a, "Hayır BOP'un Halifesi sen değilsin ben'im" diye aşk'ediyor.
IŞİD ise aradan sıyrılıp "Ne sen ne de o, 'Halife ben'im" deyip mantar gibi kelle biçiyor.

Soru şu:
Hz Muhammed aralarına karışsa ve görse ki, AKP'li, Gülen'ci tayfa "cevahir" için kavga'ya tutuşmuş, "Durun" dese bir dinleyen çıkar mı ve/veya bu ak ya da f takkeli kafa, hangi kumpas'ı kurup Allah (!) adına deyip Hz Muhammed hakkında hangi merhametli yayınları yapardı?!

İftira, gıybet, kumpas gırla.

Bugünkü çürümüşlük ve/veya cevahir, "Yetişin cemaati müslimin, Allah adına deyip, ak/f müslümanlar bir olmuşlar, Hz Muhammed'i çarmıha geriyorlar"dan ibaret değil midir?!

Neo Nuh Tufanı.

"Gözünü bir avuç cevahir doyursun", Neo Lut Kavmi için ibretlik mesel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder