16 Ocak 2015 Cuma

Cüneyt Şaşmaz : Atatürk’ün "Yurt Gezileri"nin Kamuoyu Oluşturmadaki Rolü/3

O gün, Adana Valisi Mustafa Reşat Mimaroğlu, Belediye Başkanı Ali Münif Yegena, Mersin Valisi Ata Bey ve Adana’dan bir heyet Yenice İstasyonu’na
giderek Mustafa Kemal ve heyetini karşılamış ancak Mustafa Kemal, dönüşte 16 Mayıs’ta Adana’ya uğrayacağını bildirip tekrar yola koyulmuştur.7
Vakit kısa olduğu için Tarsus’ta da fazla kalamayan Gazi Paşa çizilen gezi planı doğrultusunda 10 Mayıs 1926’da bir gün kalacağı Mersin’e geçmiş,8 ertesi gün Paşa’yı görmek için iskelede toplanan halkın alkışları ve “yaşa” nidaları arasında kendisi içi hazırlanan motor ile yanında Fahreddin Paşa ve Halk Fırkası Müfettişi Hilmi Bey Efendi eşliğinde Ertuğrul Yatı’na geçmiştir.9

Ertuğrul Yatı ile Silifke’ye doğru hareket eden Atatürk, 12 Mayıs’ta ise Taşucu İskelesi’ne çıkarak geceyi bölgenin tanınmış isimlerinden Sadık Taşucu’nun yanında geçirmiştir.10
Silifke, Tarsus, Dörtyol rotası hem Atatürk’ün 1925 yılında kurulması emrini verdiği çiftliklerin olduğu bölgeler olması hem de bu bölge üretim açısından değerli ama ayrıca Mersin limanının sorunlu11 olması hasebiyle önem arz etmektedir.

Ülkenin kalkınması için halkın % 80’nin geçim kaynağı olan ziraatı geliştirmeyi hedefleyen Gazi, Ankara’da bir örnek teşkil edecek “Gazi Orman Çiftliği”nin ardından, ülkenin elverişsiz ve zor toprakları olan bölgelerinde ziraata açılacak çiftlikler istemektedir.

Özellikle elverişsiz toprak istemesinin sebebi, tüm toprakları halka kazandırma çabasıdır:
“Bu toprakları biz verimli hale getiremezsek kim getirecek?” sözleri bu çabanın göstergesidir.

Bunun üzerine bu işle görevlendirdiği ziraat ekibi, Ankara’dan sonra Silifke yakınlarındaki Tekir ve Şövalye, Tarsus’ta Piloğlu, Dörtyol’da Karabasamak Çiftliği ile portakal bahçesi ve Yalova’da Baltacı ve Millet Çiftlikleri’nin bu amaçla kullanımını sağlamıştır.12

13 Mayıs’ta Silifke’ye bağlı Tekir Köyü’ne geçen Mustafa Kemal, kurmaya çalıştığı çiftliği ziyaret ettiği vakit13 orada çalışanları ve çiftliğe yeni getirilmiş olan ziraat makineleri ile hasat yapılışını izleyip akşama kadar tarla işleri ile meşgul olmuş14, çiftlik ve mahsul hakkında tetkikatta bulunarak çiftliğin etrafını gezmiş, yağmurlara rağmen alınan ürünü görmekten memnuniyet duyduğunu belirtmiştir.

Kaynakça
6. Hakimiyet-i Milliye, 10 Mayıs 1926.
7. Mehmet Önder, Atatürk’ün Yurt Gezileri, İş Bankası Yayınları, Ankara 1998, s.6.
8. Hakimiyet-i Milliye, 12-14 Mayıs 1926.
9. Tarsus Gazetesi, 14 Mayıs 1926.
10. Hakimiyet-i Milliye, 14 Mayıs 1926.
11. Atatürk’ün 1925 yılında Türk Sözü Dergisi’ne vermiş olduğu demece bakılırsa, Mersin Limanı’ndan senede 100 bin tondan fazla ithalât ve ihracat yapılmaktaydı.
Ancak Mersin Limanı görünürde 2 Arap tarafından idare edilirken aslında Fransız bir şirket tarafından idare ediliyordu.
Limanda tek bir Türk amale dahi çalıştırılmıyor, hiçbir biçimde Türkçe kullanılmıyor, kazanılan para hiçbir biçimde Türkiye’nin kasasına girmiyordu.
Ayrıca ve daha da önemlisi, Adana bölgesi pamuk ihracatında daha 1925 yılında dünyanın önemli bölgelerinden biriydi, Dörtyol bölgesi portakal ve turunçgiller açısından çok önemliydi ve tüm bu ürünlerin dünyaya yollandığı yer Mersin Limanı idi.
Bu sebeple bu liman çok değerliydi.
Portakal en çok Rusya’ya yollanmaktaydı ve o sene Türkiye’ye ziyarete gelen Rus Ticaret Temsilcisi Yoryef Yoldaş, Mersin Limanı ve Dörtyol iskelesinden şikâyet ediyor bu limandaki nakliyatın sorunlu olduğunu anlatıyordu.
Antrepoların olmaması büyük sıkıntıydı, pamuklar, portakallar açıkta duruyor, harnuplar taş yığınları gibi deniz kenarlarına yığılmış, hem sağlıksız koşullarda tutuluyor hem de en ufak bir fırtına yağmurda ürünler zayi oluyordu.
Atatürk biraz da bu sebeple limanı millileştirmek istiyordu aksi takdirde limana müdahale edemiyordu.
O’nun bu isteği üzerine limanı elinde tutan şirket Mersin Belediyesi ve Mersin Muhasebe Kalemi ile Ticaret Odası tarafından satın alınmak istenmiş.
Diğer kısımları da milli müessese ve Türk tüccarlara satılmaya karar  verilmiştir.
(Ayrıntılı bilgi için bkz. Türk  Sözü  Dergisi’nden aktaran Uluğ İğdemir, Yılların İçinden, TTK Yayınları, Ankara 1991,  s.176-187.)
12. Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, c.II, s.685;
Yaşar Semiz, “Atatürk Çiftlikleri ve Bunların Hazineye Devri”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 26. Sayı, Güz 2009,  ss:155-192, s.158.
13. Hâkimiyet-i Milliye, 11 Mayıs 1926–14 Mayıs 1926;
Cumhuriyet, 12 Mayıs 1926–14 Mayıs 1926
14. Taşra İli Gazetesi, 19 Mayıs 1926;
Cumhuriyet, 26 Mayıs 1926;
Semiz, agm, s.163.

Gazi ayrıca, Silifke için önemli bir gelir olan zeytin ve harnup ağaçlarına işaret ederek bunların ıslah edilmesinin önemine vurgu yapmıştır.

Böylece çiftlik ve civarında bulunan pek çok zeytin ve harnup ağacının ıslah ve ihyasına başlanmış ayrıca memleketin istifade etmeyi bilmediği jütün de keşfi yapılmıştır.

Çiftlik dahilinde bulunan suların tamamından yararlanmak için çiftlikte bir kanalizasyon tesisatı kurmayı planlayarak bu konuda uzman birini getirtmeyi düşünmüştür.

Daha evvel bu çiftlik için görevlendirdiği kişilerce hayvanlar için tasarlanan ağıllara tavuk, koyun, keçi yetiştirmek için çok daha fenni ve muntazam yapılar inşasını emretmiş, bağ ve meyve bahçelerindeki ürünler için de yeni yapılanmalar önermiştir.

Ayrıca çiftliğin etrafa ulaşımını kolaylaştırmak için de yol inşası emri vermiştir.
Çiftlik etrafında bulunan bataklıkların imhası için ayrıca girişimde bulunmuştur.15
Atatürk, açık arttırma sonucu Sadık Taşucu tarafından 36 bin liraya alınan daha evvel Rum Bodoski Çiftliği olarak anılan bu çiftliğin geldiği noktadan memnun kaldığını belirtmiştir.

Zor şartlara sahip olmasına rağmen çiftlik zamanla uygun hale getirilmiş, hayvancılığın da yapıldığı çiftlik, hem Silifke, Anamur, Mut, Gülnar bölgesindeki insanlar için bir iş sahası oluşturmuş hem de insanlara örnek teşkil etmesi açısından ilk olmuştur.

Üstelik çiftliği önemli kılan bir nokta da burada pirinç ve pamuk üretimi yapılıyor olmasıdır.
Ve o dönemde pirinç ziraatının fenni tekniklerle yapıldığı başka bir çiftlik bulunmamaktadır.

Ayrıca jüt, rami, keten gibi lifli maddelerin ziraatı da bu vesile ile tecrübe edilmiştir.16

Tüm günü tarlada toprak işleri ile uğraşarak geçiren Atatürk, yatında biraz dinlendikten sonra 14 Mayıs’ta yola çıkarak Mersin’e hareket etmiştir.

Mersin’e gidişinde Cumhuriyet Halk Partisi merkezini, belediyeyi, vilayeti ve Türk Ocağı’nı ziyaret eden Gazi17, 16 Mayıs 1926’da Adana’ya geçerek, Adana gezisine resmi ziyaretlerle başlamış, vilayete, belediyeye, Halk Partisi Merkezine ve Türk Ocağı’na giderek, ilgililerle görüşmüş, öğle yemeğini ise vagonlarda yedikten sonra18 aynı gün geç saatte Dörtyol’a hareket etmiştir.

Geceyi vagonunda Misis İstasyonu’nda geçiren Gazi, bir gün sonra Dörtyol dönüşünde Ceyhan İstasyonu’nda bir müddet  kalmış, oradan Adana’ya giderek Adana İstasyonu’nda kendisini uğurlamaya gelenlerle ancak beş dakika görüşebilmiştir.19

İlk kez 1922 yılında ziyaret ettiği Konya’ya 18 Mayıs günü sekizinci ziyaretinde bulunan Gazi,20 Konya yolu üzerindeki Çumra İstasyonu’nda kendisini karşılayan Konya heyeti ile görüşmüş, trenden indikten sonra doğruca Konya Sulama İdaresine giderek, ovanın sulanma durumu hakkında ilgililerden bilgi almış daha sonra istasyon yakınındaki Postalcık Barajı’na giderek kanal kapaklarını açtırıp kapattırmıştır.

Orada Karkın, İçeri Çumra ve Küçükköy çiftçileriyle de görüşen Atatürk, ayrıca Rakım Çumralı tarafından verilen malumatı dinlemiştir.21

17.50’de Konya’ya varan heyeti22 Atatürk’ün tüm itirazlarına karşın kalabalık bir insan topluluğu karşılamıştır.

Babalık Gazetesi’nde anlatıldığına göre Konya İstasyonu ve meydanı oldukça kalabalıktır.
Memurlar, subaylar, askeri birlik, okul öğrencileri, esnaf temsilcileri ve halktan yüzlerce kişi heyeti karşılamaya gelmiştir.

Kolordu Bandosu “selam havası” çalarken Atatürk’ün treni saat 17.50’de istasyona girmiş, insanlar oldukça heyecanlanırken “Yaşa Gazi” sesleri her yanı doldurmuştur.
(Devamı var)

Kaynakça
15. Taşra İli Gazetesi, 19 Mayıs 1926.
16. Semiz, agm, s.162.
17. Hâkimiyet-i Milliye, 18 Mayıs 1926.
18. Önder, Yurt Gezileri, s.7.
19. Önder, Yurt Gezileri, s.7.
20. İhsan Kayseri, Atatürk ve Konya, Arı Basımevi, Konya 1981, s.89.
21. Mehmet Önder, Atatürk Konya’da, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara1989, s.92.
22. Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, İş Bankası Yayınları, Ankara 1988, s.274;
Önder, Adım Adım Türkiye, s.234;
İhsan Kayseri, Atatürk ve Konya, s.89.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder