9 Ocak 2015 Cuma

Yılmaz Özdil : Karikatür

9 Ocak 2015
Bu topraklardaki ilk Türkçe mizah dergisi Diyojen’di. Teodor Kasap tarafından yayınlanıyordu. Saray’ın emriyle yasaklandı, 1873’te kapatıldı. Teodor pes etmedi, Diyojen kapatılınca Çıngıraklı’yı çıkardı. O da kapatılınca Hayal’i çıkardı. O da kapatılınca İstikbal’i çıkardı. Baktılar ki, adam olmaya niyeti yok. Teodor’u kapattılar! Tutuklayıp, hapse attılar. Yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.
*
(İlk karikatüristimiz… Hapse girmesine sebep olan imzasız karikatüründe, Karagöz’le Hacivat’ı çizmişti. Karagöz’ün eli ayağı prangalıydı. Hacivat “nedir bu halin?” diye soruyor, Karagöz de “kanun çerçevesinde özgürlük” diyordu. Bunu çizdiği için üç sene yattı.)
*
Mizah bayrağını Jön Türkler devraldı. Dolap, Beberuhi, Pinti, Tokmak gibi dergileri çıkardılar. Ama, Londra’da, Cenevre’de çıkardılar. Çünkü, sürgündeydiler. Memlekete adım atmaları bile yasaktı. Bademlerin yere göğe sığdıramadığı zat-ı şahane Abdülhamid efendimiz döneminde, karikatür büyük suçtu. Tokmak’ın ilk sayısındaki başyazısı, bu acıklı durumu şöyle izah ediyordu: “Dergimizden mizah beklemek, boşunadır, dergimizi ancak ‘hüngür hüngür gülmek’ deyimi açıklayabilir.”
*
Cumhuriyet döneminin mizahı, Markopaşa dergisiyle başladı. Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Mim Uykusuz tarafından çıkarılıyordu. Habire dava açılıyor, habire toplatılıyor, habire kapatılıyordu. Bu nedenle logonun altına “toplatılmadığı zaman çıkar, yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar” ibaresini koyuyorlardı. Dağıtımları yasaklanıyordu, elden dağıtıyorlardı. O günün şartlarında 70 bin gibi inanılması güç bir tiraja ulaşmışlardı. Markopaşa kapatılınca, Merhumpaşa adıyla çıktılar, o kapatılınca Malumpaşa adıyla çıktılar, o kapatılınca Yedisekizhasanpaşa adıyla çıktılar. Neticede… Aziz Nesin’i diri diri yakarak öldürmeye çalıştılar bu memlekette… Sabahattin Ali’yi katlettiler. Rıfat Ilgaz’ı ellerini ayaklarını zincirleyerek, gözlerini bağlayarak sokaklarda dolaştırdılar, hapislerde çürüttüler. Mim Uykusuz’u defalarca tutukladılar, ismini bile yasakladılar, karikatürlerini takma isimlerle çizmek zorunda kaldı.
*
Demokrat Parti döneminde “karikatürlerin çok partili demokratik nizamı zedelediğine” karar verildi iyi mi… Bu gerekçeyle davalar açıldı, karikatüristler demokrasiye zarar verdikleri gerekçesiyle hapse atıldı. Mizah dergileri hakkında henüz piyasaya çıkmadan toplatılma kararı veriliyor, henüz çizilmemiş karikatürlerde suç işlendiğine hükmediliyordu! En çok yargılanan isim, Turhan Selçuk’tu. Efsane “Abdülcanbaz” karakteri, Demokrat Parti’nin toplumun üstüne karabasan gibi çöktüğü dönemde doğmuştu.
*
Kenan Evren, Karikatürcüler Derneği’ni kapattı, Mizah Müzesi’ni yıktırdı.
*
Gırgır…
Özetle, dünya çapındaydı.
Oğuz Aral’ın heykeline 2006’da molotof kokteyli atıldı. 2007’de tekrar saldırıya uğradı, demir çubuklarla vura vura parçalandı. 2008’de tekrar saldırıya uğradı, balyozla yıkıldı. Dünya çapındaki zeka’ya teşekkürümüz bu oldu.
*
Asrın liderimiz “kedi” karikatürüne dava açtı. “Zürafa, fil, maymun, deve, kurbağa, yılan, inek, ördek” karikatürüne dava açtı. “Kene” karikatürüne dava açtı. “Aslanım benim, kaplanım benim, koçum benim” denilince kasım kasım kasılıyor, “fil” denilince kızıyor. En son… 17/25 Aralık’ın karikatürünü çizen Musa Kart’a dava açtı. Ayakkabı kutuları, yatak odasında para kasaları, kol saatleri aklandı, karikatüriste 10 sene hapis istendi. Karikatüristi içeri tıkalım derken, aslında “AKP adaleti”nin karikatürünü çizmişlerdi.
*
Ve, Paris’te mizah dergisi basıldı, karikatüristler katledildi.
*
Dünyanın şoke olması normal ama… Kahkaha atanların iffetsiz sayıldığı memlekette, pek yadırganacağını sanmıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder