21 Şubat 2015 Cumartesi

Zahide Uçar: AKPKK’nın-Özgürlüklerini “koruma” Paketi…

12 yıldır ülke mezarlığa döndü. Kin ekip, ölüm biçiyorlar.
30 bin insanımız iflaslar, yokluk ve diğer nedenlerle intihar etti. 12 yılda 5 bin 324 kadın öldürülmüştür.
Zahide Uçar:

10422026_938883702812448_2133681946852615966_n

Zahide Uçar: AKPKK’nın-Özgürlüklerini “koruma” Paketi…

İki hafta önce ertelenen İç Güvenlik Paketi’nin adı değiştirilerek Genel Kurul’a geldi. Adı:
“Özgürlükleri Koru-Ma Paketi” olarak değiştirilen paketin içine, özgürlüklerin korunmaması için gerekli her fikir sokuşturulmuştur.
Bu paket yasalaşırsa, halkın kalan özgürlükleri de elinden alınacaktır. Anlaşılan o ki, bu paketten murat edilen, aslında AKPKK’nın özgürlüklerinin korunmasıdır.
Kaçak sarayın Emevi Sultanı ne buyurmuştu hatırlayalım;
“Polis rejimin bekçisidir.” Buyurmuştu değil mi?
Hangi rejimin?
Kabile devletine dönüştürülen, şiddete dayalı sürdürülen, terör sevici, terörist üretici “Derebeyi Sultanlığı rejimi”ni korumak için tabii ki…
Öcalan Sultana 10 maddelik saray-ev ödevi vermiş. Nedimesi Küçük Hüsamettin, Sultanını taklit etmeye çalışan yeteneksiz bir papağana dönmüş…
Konuşmuyor, adeta “aney, benim babam kim?” diyerek ortalarda dolaşıyor.
PKK; AKPKK’nın gözetim ve desteğiyle, olası bir iç savaşa bütün silahları ile hazır hale gelmiştir. İkiz yasalardan ve emperyalist güçlerden güç alarak tehdit üzerine tehdit savuruyor.
AKPKK Öcalan’ı af çıkarma, federasyon-özerklik sözü verdi ama, Türk Milleti’nin tepkisinden korkuyor. Bu konuda önünü göremediği için, işi seçim sonrasına bırakmak istiyor. Bebek katili Öcalan, sözlerin seçim öncesinde tutulmasını istiyor. Tabii ki PKK’yı başımıza saran küresel çete de seçim öncesi işi bitirmek istiyor.
Verdiği sözlerin esiri olan AKPKK, varlığını sürdürebildiği kadar sürdürmek, uzatmaları oynayabilmek için, Türk Milletini yasalarla kelepçeleyip, ülkeyi açık ceza evine dönüştürmeyi planlıyor.
Maddelere baktığınızda, yasa maddeleri sanki PKK için çıkmış gibi görünüyor değil mi?
Buna inanan varsa, DAHA ÇOOOK BEKLER…
Bu güne kadar yaptıkları yapacaklarını garantisidir.
İstanbul’un ortasında kalaşnikofla gezen PKK’ya kim ne yaptı ki, şimdi yapsın?
Cizre PKK’ya terk edilerek uygulamaya örnek oldu. G. Doğu’da PKK ile mücadele etmek askere yasaklandı. Efkan Ala;
“100 terörist görseniz de, müdahale etmeyin” demedi mi?
O zaman bu yasalar kimleri zincirlemek, korkutmak, hatta vurmak için kullanılacaktır?
Bölünmeye, bebek katilinin salıverilmesine baş kaldıracak olan Türk Millet’ine karşı kullanılacaktır tabii ki…
14 yaşında polis tarafından vurulup, bir yıl komada kalıp, 15 yaşında hayatını kaybeden Berkin Elvan ve annesini meydanlarda yuhalatan, merhameti alınmış, vidanı dumura uğramış bir Sultan var bu ülkede.
1 Mayıs eylemlerinde sağlık merkezlerinin içine kadar gaz sıkılmıştır. Savaşlarda bile hastanelere saldırmak savaş suçudur. Gene Polis potinleri altında tekmelenip ezilen ve bebeğini kaybeden bir kadın için;
“Kadın mıdır, kız mıdır bilmem” diyecek kadar kin dolu bir şahıs oturuyor kaçak sarayda…
12 yıldır ülke mezarlığa döndü. Kin ekip, ölüm biçiyorlar.
30 bin insanımız iflaslar, yokluk ve diğer nedenlerle intihar etti. 12 yılda 5 bin 324 kadın öldürülmüştür.
Gencecik çocuklarımız polis kurşunu, polis tekmeleri altında can vermiştir. Birçok insan gözünü kaybetmiştir. Çocuklarımız öldürenler, bizzat derebeyi tarafından, “destan yazdılar” diyerek övülmüş, hatta bir maaş tutarında ikramiye ile ödüllendirilerek, cinayet işlemeleri için cesaretlendirilmiş, özendirilmiştir.
Nihayetinde Cem Evinde cenazeye katılmak için bulunan bir vatandaşımız, polis tarafından nişan alınarak öldürülmüştür.
Artvin’de öğretmen Metin Lokumcu 2011 yılında yaşanan eylemlerde polisin sıktığı su ve biber gazı ile fenalaşarak hayatını kaybetti. Erdoğan Lokumcu’nun ölümünün ardından Haliç Kongre Merkezinde yaptığı konuşmada, insanlık dışı bir yorumda bulunarak;
“Tabii bu arada bir tanesi kalp krizi geçirerek, kimliğini bilmiyorum, üzerinde durma gereğini de duymuyorum, kalp krizi sonucu ölmüş” demiştir.
Kendi yandaşlarına peşkeş çektikleri Soma Maden kazasında, 301 işçimizin cansız bedenleri daha yerin altında dururken, Derebeyi madenci yakınına şiddet uygulayarak tokatlamış, yumruklamıştır. Yumruklamakla kalmayıp, aklınca “İsrail dölü” diyerek hakaret etmiştir.
İş yerleri artmasına rağmen denetimler azaltılmış, Türkiye işçi ölümlerinde AB ülkelerinde birinci, dünyada ikinci sıraya yükselmiştir.
“Türkiye’de her saat 80 iş kazası oluyor. Yılda 706 bin işçi ise iş kazası gerçeği ile yüzleşiyor (TÜİK 2013). Her on iş kazasından yalnızca bir tanesi SGK kayıtlarına yansıyor. Son yayınlanan SGK istatistiklerinde 2012 yılı için iş kazası sayısı sadece 74 bin 871 iken TÜİK 2013 verilerine göre bu rakam 706 bin olarak görülüyor (SGK 2012, TÜİK 2013). İki veri arasında zamansal uyumsuzluk bulunsa da aradaki devasa fark kayıt dışı iş kazalarının ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor.-Disk.org.tr-”
Tekel işçileri bir soğuk kış gününde “sadece haklarını savundukları için” havuzlara atılmış, soğuk tazyikli suyla ıslatılmış, polis şiddetiyle karşı karşıya kalmışlardır.
Bu ülkede molotof atanlar, araba yakarak hem insanlara, hem de milli servete zarar veren PKK’lılar el üstünde tutulmuş, her nedense hemen hepsi ara sokaklara kaçarak KAYBOL-MUŞ-TUR(!).. Demek ki metropollerin ara sokakları PKK’nın kurtarılmış bölgeleri oluyor(!)…
Onlar narko terör örgütü başı bebek katilinin posterleri ile ortaya çıkıp, PKK paçavraları ile baş kaldırıp ortalığı yakıp yıkabilir ama, sadece parasız eğitim isteyen çocuklarımız tutuklanıp hapse tıkılır. PKK’nın siyasi kolu, Kandil’de barınan Kara yılanlar, bebek katili, sürekli AKPKK’yı tehdit edebilir ama; onlar evladını şehit veren bir babayı, haklı sitemi nedeniyle mahkemeye verip hapse mahkum ettirir.
“Meşe dalları nerenize battı, s..tir” diye küfreden Diyarbakır’ın eski Belediye Başkanı ile kolkola girerler. Konu PKK olunca, mezhepleri çok geniştir maşallah ama, Adana’nın eski MHP’li Belediye Başkanını dalavere ile görevden alırlar. Mahkemeyi kazanan Başkanı görevine de iade etmezler.
Kaçak sarayın kindar şahsı, Türk Milleti’ne 12 yıldır sözlü veya bizzat tetikçi haline getirdiği polis eliyle şiddet uyguluyor. Şiddete özendiriyor.
Ondan sonra insanlar, şiddet ve cinayetlerin artmasından şikayet ediyor. Diliyle-eliyle-koruma dayağıyla-polis ve yargı sopasıyla şiddeti özendiren kişi tepede oturup, bin liralık kadehlerden su içip, milyonluk klozetinden dışkılanıp, 1150 odalı kaçak sarayında saltanat sürüyor.
Bütün bu bilgiler ışığında ihanet meclisine dönüşen meclise getirilen “Özgürlükleri Koruma Paketi” aslında AKPKK’yı koruma paketi olup, Türk Halkı için; sakın “koru ma!!” emri çıkarılan bir pakettir. Polis kurşunlarıyla kimlerin öleceği, kimlerin işkence göreceği açıktır. Türk avı için yasal kılıf hazırlanıyor.
Bu paket bu günden engellenemezse, daha çok canlar yanar, hükümet terörü altında inleriz.
Türk Milleti olarak bu hain paketi engellemek için bütün tepkimizi ortaya koymalıyız.
Bu paket AKPKK’ya ülkeyi rahatça bölmek, saray-ev ödevini yerine getirebilmek için lazımdır!!.
Hepsi budur!!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder