19 Mart 2015 Perşembe

Cüneyt Şaşmaz : Kitabın adı: JFK 22/11/63

Kitabın adı: JFK 22/11/63

23 KASIM 1963, CUMARTESİ, Daily News ön sayfa
Ön Kapak: JFK HAYATINI KAYBETTİ/LBJ GÖREVİ DEVRALDI

23 KASIM 1963, CUMARTESİ, Daily News EXTRA
Arka Kapak: JFK SUİKASTTAN SAĞ KURTULDU/EŞİNİN DE SAĞLIK DURUMU İYİ

Yazarı: STEPHAN KING
TÜRKÇESİ: ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
1. BASIM/HAZİRAN 2012
816 sayfa
30 TL
(...)
22 KASIM 1963’te, Dallas’ta üç el silah sesi duyuldu.
Başkan Kennedy öldü ve dünya tarihi değişti.

Peki, bütün bunları değiştirme şansınız olsaydı?!

Eğer sizi 1958 yılına götürecek bir “Tavşan deliği” keşfetseydiniz ve bu yolculuktan istediğiniz an tekrar günümüze dönebileceğinizi bilseydiniz ne yapardınız?!

Üstelik geçmişte ne kadar kalırsanız kalın, döndüğünüzde şimdiki zamanda yalnızca iki dakika geçmişken...
(...)
Sayfa 5:
Eciş bücüş bir adamın, tek başına, bir devi, hem de adamlarıyla, limuzinlerle ve akıl almaz güvenlik önlemleriyle kuşatılmış bir devi devirişini bizim basit dimağlarımızın kavraması mümkün değildir.

Dünyadaki en güçlü milletin lideri, böyle silik biri tarafından katledilebilmişse, içinde yaşadığımız dünyanın dengesizliğini kabullenmekten başka seçeneğimiz kalmaz ve anlamsız bir evrende yaşadığımız gerçeğiyle yüzleşmenin zamanı gelmiş demektir.
Norman Mailer

Eğer aşk gerçekse, çiçekbozuğu bile bir gamze kadar sevimlidir.
Bir Japon atasözü

Dans etmek hayattır.
(...)
Sayfa 33:
Abe Lincoln’ün resminin altında “GÜMÜŞ OLARAK KARŞILIĞI VARDIR” yazıyordu ve başkanın yüzünün sol tarafında büyük mavi bir 5 vardı.
Parayı ışığa tuttum.
(...)
Sayfa 39:
Asıl soru hangi zamanda olduğumuzdu.
(...)
Sayfa 44:
Globe’un eski bir sayısıydı ve başlığında “DULLES, KIZIL ÇİN MÜDAHALE EDERSE DURGUNLUK YAŞANACAĞINI İMA ETTİ” yazıyordu.
Tarih 9 Eylül 1958 Salı’ydı.
(...)
Sayfa 63:
“İngilizce’de ‘Akıntının yönünün değiştiği an’ diye bir deyim vardır, bundan bahsedildiğini duymuş muydun?”
(...)
Sayfa 63:
“Kartografiden.
Eskiden dağlık arazilerde, suyun akışının yönünü değiştirmek için set çekerlermiş.
Tarih de bir nehir değil midir?”
(...)
Sayfa 64:
İki Mercedes’ten daha ucuza başkanlığı satın alabilmenin düşüncesi beni susturmaya yetti.

“Ama sıra tarih denilen nehre geldiğinde, en önemli dönüm noktaları suikastlardır; başarılı olanlar ve başarısız olanlar.

Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın akli dengesi yerinde olmayan Gavrilo Princip tarafından vuruluşu I. Dünya Savaşı’nı tetikledi.

Diğer taraftan Claus von Stauffenberg 1944’te Hitler’i öldürmeyi başaramadı – çok yaklaşmıştı ama olmadı – savaş devam etti ve milyonlar öldü.”
(...)
Sayfa 65:
“Tarihin akışını değiştirebilirsin Jake.
Beni anlıyor musun?
Kennedy sağ kalabilir?”
(...)
Sayfa 67:
“Kelebek etkisi.”

“Doğru ya.
Ufacık detayların bile büyük etkileri olabileceği anlamına geliyor.
Anafikir şu, adamın biri Çin’de bir kelebeği öldürüyor ve kırk yıl sonra Peru’da bir deprem oluyor.
İlk olay ikinciyi tetikliyor.
Senin kulağına da çılgınca gelmiyor mu?”
(...)
Sayfa 73:
Kurşun, generalin kolunu yalayıp geçmiş.
(...)
Sayfa 75:
“Dünyayı değiştirmek istiyorsan işte sana şans.
Kennedy’yi kurtar, kardeşini kurtar, Martin Luther King’i kurtar.
İsyanları engelle.
Vietnam Savaşı’nı engelle.”

Öne eğildi.

“Bir pislikten kurtularak milyonların hayatını kurtarabilirsin.”
(...)
Sayfa 80:
“Dur da sana yardım edeyim ihtiyar” dedi.
(...)
Sayfa 87:
John Kennedy sağ kalabilir.
Onu kurtarabilirsin Jake.
(...)
Sayfa 88:
Star Wars’taki askerlerden biri gibi giyinmiştim.
(...)
Sayfa 112:
Girişteki tabelaya göre adı “NEŞELİ BEYAZ FİL”di.
(...)
Sayfa 121:
Afişlerde Yükseklik Korkusu ve Uzun Yaz filmlerinin gösterildiği yazıyordu.
(...)
Sayfa 123:
Cırcırböceklerinin sesi daha da güçlenmişti.
Ay, bulutların arkasında kalmıştı.
(...)
Sayfa 127:
“ÇALMAK NE HEYECAN VERİCİ BİR İŞTİR, NE MODA, NE DE HASTALIK!
ÇALMAK BİR SUÇTUR VE SUÇLULARI YARGIYA TESLİM ETMEKTEN ÇEKİNMEYECEĞİZ!”
(...)
Sayfa 130:
“Ford’un motoru kaç çekişli?”
Yine Maine aksanı.
“V-8 mi?”
(...)
Sayfa 151:
“Charlie Chaplin Fransa’ya gitti!
Oradaki kadınları seyretti.
Kraliçe’ye selam!
Benim babalık sorup durur nerde benim param?”
(...)
Sayfa 162:
SEÇENEKLER
1. Polise haber ver.
2. Adını vermeden kasabı ara (seni izliyorum pislik herif, bir şey yapmaya kalkarsan polisi ararım gibisinden bir şeyler söyle.)
3. Bir suçu kasabın üstüne yık.
4. Bir şekilde kasabı etkisi hale getir.
(...)
Sayfa 165:
2011’in bilgisayarlarla dolu dünyasında Henry’nin hikayesini kontrol etmek kolaydı...
(...)
Sayfa 166:
“SİLAHLARDA SONBAHAR İNDİRİMİ”.
(...)
Sayfa 167:
Kapıda, “YARIN GÖSTERİME GİRİYOR! FIRTINA YOLU (MITCHUM) & VİKİNGLER (DOUGLAS) yazıyordu.
Afişler Derry’li sinemaseverlere nefes kesici maceralar vaat ediyordu.
(...)
Sayfa 130:
“Anlamadım!”
“Ben Yahudi’yim evlat!”

Yüzümde beliren ifadeyi görünce sırıttı.

“Demek bilmiyordun.
Istakozundan yemediğim halde anlamamıştın.
Şimdi kalbim sızladı.”

“Yahudi olmanın neyi değiştirdiğini çözmeye çalışıyorum” dedim.
(...)
Sayfa 177:
Troy’un Amerikan futbolundan Külkedisi’nin Maceraları’nı izlemekten daha fazla hoşlandığı belliydi.
(...)
Sayfa 180:
Örneğin savaş denildiğinde kastedilen İkinci Dünya Savaşı’ydı; çatışma Kore demekti.
Her ikisi de gerilerde kalmıştı.
İnsanlar Rusya ve güdümlü füzeler konusunda endişeliydi ama fazla değil.
Gençliğin yozlaşmasından endişeliydiler ama fazla değil.
Ekonomik gerileme vardı ama...
(...)
Sayfa 188:
Geçmiş değişmek istemiyor.
Geçmiş inatçı.
(...)
Sayfa 207:
“Kes sesini!
Oturup bekleyeceğiz!”
(...)
Sayfa 207:
Bir dakika daha.
Ellery Queen’in Maceraları’nın başlamasına yirmi beş dakika vardı.
(...)
Sayfa 219:
“KANALİZASYON BORUSU ONARILANA DEK BU NOKTANIN ÖTESİNE GEÇİŞ YASAK.”
(...)
Sayfa 225:
“Çünkü gergindim.
Ve artık bir önemi yok.
Ok yaydan çıktı.”
(...)
Sayfa 234:
Gazetenin 7 Kasım tarihli nüshasını arıyordum.
İkinci sayfada, araba kazası haberi ile kundaklama haberi arasında “POLİSLER KİMLİĞİ BİLİNMEYEN ADAMI ARIYOR” yazıyordu.
(...)
Sayfa 241:
Kennedy fikrini değiştirmese ve askerleri çekmese bile Harry, 6 Şubat 1968’de aynı yerde olur muydu?
Hiç sanmıyordum.
(...)
Sayfa 261:
“İŞADAMI MEZARLIKTA ÖLÜ BULUNDU!”
(...)
Sayfa 265:
“LÜTFEN BANA İNAN VE BİR DOKTORA GÖRÜN!”
Bir dost
(...)
Sayfa 280:
Sorular muhteşemdi.

İşte iki favori soru:

22. “Moby ...”
Melville’in başyapıtının adını tamamlayınız.
a. Tom
b. Dick
c. Harry
d. John

37. Yedi Masalı Ev’i kim yazmıştır?
a. Charles Dickens
b. Henry James
c. Ann Bradstreet
d. Nathaniel Hawthorne
e. Hiçbiri
(Hawthorne’un House of Seven Gables romanıyla ilgili kelime oyunu.)
(...)
Sayfa 282:
“Kendinizi tehlikede hissettiğiniz zamanlarda size öneririm...” demişti 1995’teki profesörüm.

“Sezgilerinize güvenmeniz.”
(...)
Sayfa 293:
Bu arada bay Johnson ırkçı nutkuna devam ediyordu.

“Nuh bir gün gemide sarhoş olmuş, çırılçıplak yatağında yatıyormuş.
Oğullarından ikisi ona bakmaya utandıklarından diğer tarafa dönmüş ve babalarının üstüne battaniye örtmüşler veya belki basit bir bez örtmüşlerdir, bilmiyorum.
Ama Ham –ailenin yüzkarası– çıplak babasını seyretmiş ve bu yüzden Tanrı onu ve onun soyundan gelenleri lanetlemiş.
İşte sana zencilerin hikayesi.
Yaratılış, dokuzuncu bölüm.
Dilediğin gibi açıp bakabilirsin.
Amberson.”

“Hı hı” dedim.
Irkçılıkla yaşayabilir ve delirmezdim.
(...)
Sayfa 298:
“DENHOLM ASLANLARI” yazıyordu.
“3 YILDIR BÖLGE ŞAMPİYONU!”
1960’ta da şampiyon olacağız!
Bastır Jim Gücü!
(...)
Sayfa 314:
Aslanlar Amerikan futbolu takımında tek bir yıldız vardı, o da Jim LaDue’ydi.
(...)
Sayfa 314:
Şimdi kafasındaki eski püskü şapkayı geriye ittirişini izlerken, Gazap Üzümleri’ndeki Henry Fonda’ya benziyordu adeta.
(...)
Sayfa 322:
Kendimi komik hissediyordum -Mad dergisindeki “Casus Casusa Karşı” karikatürlerine benziyordum– ama böyle konularda dikkatli davranmam gerektiğini öğrenmiştim.
(...)
Sayfa 329:
“Bazen Dünyanın Durduğu Gün filmindeki Michael Rennie gibi bir uzaylı olduğunu düşünüyorum.”
(...)
Sayfa 330:
“Ne hoş bir kıyafet.
Speedy Gonzales’e dönmüşsün.”
(...)
Sayfa 340:
“Batı Yakasının Hikayesi müzikalinden bir şarkı çalmanın aşırıya kaçmak olmayacağına emin misin?”
(...)
Sayfa 342:
Bizden istedikleri gibi A diye bağırdık.
A harfini sırasıyla S, L, A, N, L, A, R takip etti.
Yani?
“ASLANLAR!”
(...)
Sayfa 342:
Amigo kızlar “Aslanların gururu kim? Aslanları zafere taşıyan kim?” gibisinden bir şeyler bağırır ve kalabalık “JIM! JIM! JIM!” diye karşılık verirdi.
(...)
Sayfa 347:
Sonbaharda yapılacak tiyatro gösterisi için 12 Öfkeli Adam’ı seçtim.
(...)
Sayfa 340:
Seçmeler Ekim’de yapılacaktı, provalara 13 Kasım’da Aslanlar’ın son büyük maçından sonra başlayacaktık.
(...)
Sayfa 348:
Ceketinin yakasında garip, fütüristik bir rozet vardı, “KİMSEYE GÜVENME” yazıyordu rozette.
(...)
Sayfa 360:
Bu gençlerden hiçbiri Yıldızlarla Dans gibi yarışmalarda dereceye girmezdi ama gençtiler, enerji doluydular ve eğlendikleri her hallerinden belliydi.
(...)
Sayfa 370:
“DENHOLM ASLANLARI’YLA KÜKRÜYORUZ”...
(...)
Sayfa 381:
Yehova Şahitleri’nin Sadie’nin kapısını çalışından kısa süre sonra –kasım başları olmalı; çünkü 12 Öfkeli Adam uyarlamamın rol dağıtımını tamamlamıştım– çimenleri biçerken birinin seslendiğini duydum.
“Selam George, nasıl gidiyor?”
(...)
Sayfa 388:
Duvara karakalemle “YAKINDA BAŞKANI ÖLDÜRECEĞİM” yazılmıştı.
Altına biri “GEÇ BİLE KALDIN, ADAM HASTALIK SAÇIYOR” diye eklemişti.
Son yazı koyu renk rujla yazılmıştı.
Belki de kanla.

Tak şak tak.
Yukarıdan gelen sesler.
(...)
Sayfa 403:
Ivy’nin köpeğini tatile götürmek gibi deyişini hatırladım.
(...)
Sayfa 404:
Yemekler soğudu ama tatlı olarak pasta var!
(İntikam soğuk yenen yemektir)
(...)
Sayfa 407:
“Zaten Fareler ve İnsanlar’da büyük başarı elde etmiştin” dedi.
(...)
Sayfa 409:
Seni sinsi tilki seni.
Duymamışsın!
(...)
Sayfa 423:
“Artık gitmelisin George.”
“Bana ona karşı dikkatli olacağına söz verirsen giderim.”
“Söz veriyorum!
Söz veriyorum!
Söz veriyorum!’”
(...)
Sayfa 425:
“Bana her şeyin ne kadar güzel olabileceğini gösterdiğin için teşekkür ederim.
Lütfen vedalaşmaya gelme.”
(...)
Sayfa 430:
Kimse benim için hoş geldin partisi düzenlemedi.
(...)
Sayfa 440:
Al notlarında şöyle yazmıştı:
Oswald, 10 Nisan 1963 günü tek başına hareket etmişse yedi ay sonraki Kennedy suikastına başka bir keskin nişancının karışmış olması ihtimali sıfıra iner.

Altına büyük harflerle kararını yazmıştı:
OROSPU ÇOCUĞUNUN İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN BU KADARI YETER.”
(...)
Sayfa 449:
Resmin altında yaldızlı harflerle “TEBRİKLER JIM LADUE, 1960 ve 1961’İN EN İYİ OYUN KURUCUSU! ALABAMA’DA İYİ ŞANSLAR! SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ!” yazılmıştı.

En alttaysa insanın gözüne batan kırmızı harflerle şu yazıyordu:
“JIMLA!”
(...)
Sayfa 449:
“Söylesenize, küresel mikrofon diye bir şeyden bahsedildiğini duydunuz mu?”
(...)
Sayfa 466:
Bu korkaklar ise 43’te ülkelerinin beli bükülmüşken Rusya Ana’yı terk edip Amerika’ya kaçmış ve Amerikan yaşamını benimsemişti.
(...)
Sayfa 469:
“... Oswald’ın katil olduğuna emin olamadığın için buradasın.
Kennedy’yi kurtarmaya geldin ve belirsizliği ortadan kaldırma maceran burada başlıyor.
Durma, kahrolası lambayı yerine koy.”
(...)
Sayfa 470:
“Böyle düşünerek omlet yapamazsın ahbap.”
(...)
Sayfa 481:
Ardından onu omuzlarından tuttu.
Şöyle dedi, genizden gelen ağır aksanlı bir sesle, Rus’tan çok Alman aksanıyla konuşuyordu.
“Dur da çok uzaklara yolculuk ettiği halde ideallerini korumayı başaran nice zorluklar atlatarak aramıza dönen şu genç adama bir bakayım!”
(...)
Sayfa 485:
“Tehlikenin farkındayım” dedi Lee.
(...)
Sayfa 504:
“Sihirbazların neden bahsettiğini bilir misin?”
“Sihir?!”

“Bilimadamlarını kandırabileceğini ama başka bir sihirbazı kandıramayacağını söylerler.
Eski kocan fen dersi veriyor olabilir ama sihirbaz değil.
Diğer taraftan Ruslar öyle.”

“Söylediklerin çok anlamsız Johnny, Ruslar’ın savaşmak zorunda kalacağını söylüyor.
Füze üstünlüğünü kaybetmemek için hemen harekete geçecekler.
Uzun süre üstünlüğü koruyamayacaklarını biliyorlar.
Bu yüzden Küba’dan çekilmeyecekler.
Hepsi bahane.
Hepsi savaşı başlatmak için.”
(...)
Sayfa 505:
“Başkanınıza bu işten onurumuzla sıyrılmak istediğimizi iletin.
Siz Türkiye’deki nükleer füzeleri kaldırırsanız ve Küba’yı işgal etmeyeceğinize söz verirseniz, biz de Küba’daki füzelerimizi çekeriz.
Ve aynen öyle olacak Sadie.”
(...)
Sayfa 506:
“Cehennem donana kadar beklemeye hazırım...” diyecek ona.
(...)
Sayfa 514:
“Satıcının Ölümü”nde oynuyorum Bay A,” dedi Mike.
(...)
Sayfa 515:
“Şeytan yokladı” dedim.
Gülümsedim.
“Mutlu Yıllar.”
(...)
Sayfa 521:
KANAL 9’UN FAŞİST PROGRAMLARINI PROTESTO EDİN!
ZENCİLERLE BEYAZLARIN AYRILMASI TARAFTARI BILLY JAMES HARGIS’IN KANALI!
(...)
Sayfa 522:
“Haçlı Seferleri’ne hoşgeldiniz dostlar.”
(...)
Sayfa 523:
“Hayatımı orduya verdim ve ölene kadar da asker kalacağım.”
(...)
Sayfa 524:
“MORALLER DÜZELENE DEK DAYAKLAR DEVAM EDECEK!”
(...)
Sayfa 533:
“Yahudilerden nefret eden faşistler hepsi!”
(...)
Sayfa 558:
Çaresizce sırıtarak bıçağı gırtlağına götürdü...
Ve kesti.
(...)
Sayfa 561:
11 Nisan 1963 tarihli Dallas Morning News gazetesinden
(1. sayfa):
WALKER’A SUİKAST GİRİŞİMİ
Eddie Hughes’un kaleminden
(...)
Sayfa 564:
“BASTIRIN ERKENCİLER”.
(...)
Sayfa 575:
Belki Wikipedia’ya bakar ve keskin nişancının seyircilerin arasında olduğunu okurdum veya Houston Sokağı’ndaki Adliye’nin çatısında.
(...)
Sayfa 575:
Ya Mohrenschildt bir tür CIA ajanıysa?
(...)
Sayfa 576:
Domuzlar Körfezi olayında ordunun kalanını harekete geçirmeyi reddettiği için CIA, Kennedy’den nefret ediyordu.

Füze krizi olayını diplomasiyle kontrol altına alması bu nefreti perçinlemişti; casuslar fırsatı değerlendirip soğuk savaşı bitirmek istiyorlardı.

Sovyetler’in daha fazla füzesi olmadığına emindiler.

Bu söylediklerimin çoğunu gazetelerden okuyordunuz, bazen haberlerin satır aralarında, bazen köşe yazılarının sütunlarında bu ihtimaller tartışılıyordu.

Diyelim ki, CIA’nın içindeki bağımsız hareket eden bir grup George de Mohrenschildt’i çok daha tehlikeli bir görevi üstlenmeye, belki başkanı bizzat öldürmeye değil ama bu işi yapmaya gönüllü dengesiz tipler bulmaya ikna etmiş olsun.
(...)
Sayfa 582:
Önümüzde uzun bir yol var.
Upuzun bir yol.
(...)
Sayfa 584:
Son James Bond romanı “Beni Seven Casus”u okuyor veya okuyormuş gibi yapıyordum.
(...)
Sayfa 593:
Çıkarken salaş barın kapısına yapıştırılan afiş gözüme ilişti:
YÜZYILIN BOKS MAÇINI KAPALI DEVRE TELEVİZYONDAN İZLEYİN!”
(...)
Sayfa 597:
Yıl 1963’tü.

Diz boyu eteklerin, tüplü televizyonların, asker tıraşlı erkeklerin çağıydı.

Başkan Kennedy nükleer testleri yasaklayan anlaşmayı imzalayacağına söz verdiği ve gazetecilere, “Ordu’nun Güneydoğu Asya’daki eski kavgaları canlandırmasına izin vermeye niyeti olmadığını” söylediği gün de dans ediyorlardı.
(...)
Sayfa 626:
Doğru dürüst eğitimi olmayan bir köylü ama becerikli.
(...)
Sayfa 631:
“Onluğunla vedalaşsan iyi olur güzelim” dedi, puro içen adam.

Al, Case kazanacak derken aklın neredeydi?
(...)
Sayfa 646:
Her koşulda oyun bitti.
Oswald kazandı.
(...)
Sayfa 651:
Dünyanın kaderi buna bağlıydı: KOVBOY ŞAPKALI ADAM oradaydı.
(...)
Sayfa 653:
Sonunda yavaş yavaş iç dünyamla dış dünyam birleşti.
Jacop Epping’dim, öğretmendim ve Kennedy suikastini engellemek için zamanda yolculuk etmiştim.

Önce bunun gerçek olamayacağını düşündüm ama gelecek hakkında çok şey biliyordum.
Hiçbiri hayal değildi.
Anıydılar.

Rolling Stones, Clinton’un mahkemeye çıkarışı, Dünya Ticaret Merkezi’nin yıkılışı.

Başa bela eski karım Christy.
(...)
Sayfa 653:
“Kennedy’yi kim öldürecek?
Onu nerede öldürecek?”
(...)
Sayfa 654:
“Suikastçinin bir çocuğu var” dedim, “Galiba adı April!”
(...)
Sayfa 658:
6 Kasım’da Times Herald, Kennedy konvoyunun izleyeceği güzergahı yayımladı.
Love Field Havalimanı’ndan başlayacak ve Kennedy’nin konuşma yapacağı Ticaret Merkezi’nde sona erecekti.
(...)
Sayfa 659:
Kilisenin önüne “KURTARICININ KANI” yazılı bir levha dikilmişti.
(...)
Sayfa 677:
12.30: Oswald üç kez ateş ediyor.
Üçüncü kurşun JFK’yı öldürüyor.
(...)
Sayfa 686:
“Charlie Chaplin Fransa’ya gitti!
Oradaki hanımları seyretti!
Kraliçe’ye selam!”

“Kaptan’a selam!” diye bağırdılar.
(...)
Sayfa 716:
Altıncı kata çıkan merdivenler üzerlerinde “DÖRDÜNCÜ VE BEŞİNCİ SEVİYEDEN OKUYUCULAR İÇİN” ve “HER YERE ÇIKAN YOLLAR” yazılı üç koliyle kesilmişti.
(...)
Sayfa 730:
“Dokunulmazlar” filmini izlediğimi ve mafyanın ispiyonculardan hoşlanmadığını bildiğimi söylüyorum.
(...)
Sayfa 731:
“Gizli Fırtına” ve “Dünya Dönerken” dizilerinin senaryolarını hatırlatıyor insana.
(...)
Sayfa 746:
Adamın cinsel hayatıyla ilgili dosyasını görsen, ne demek istediğimi anlardın.
Gözlerine inanamazdın.
(...)
Sayfa 754:
Bir gazete aldım.
Times Herald özel baskı yapmıştı.
Bu sayfada tek fotoğraf vardı.
Felaketi kıl payı atlatan limuzin hızla olay yerinden uzaklaşırken John F. Kennedy gövdesini karısına siper etti diyordu resim altında.
Üstteyse dev harflerle atılmış başlık vardı.
Boşluğun ortasında parlayan tek kelime: KURTULDU!
(...)
Sayfa 756:
“Başkan ve kahraman kurtarıcıları bu sabah Teksas’tan tek haberimiz değil” dedi, radyo programının sunucusu.
Elimde kahve fincanıyla donup kaldım.
Presque vu!
(Ne olacağını biliyorum.)
(...)
Sayfa 758:
“ANTENİ ELLE AYARLAYIN FOLYO KULLANMAYIN!”
(...)
Sayfa 768:
“Paradokslar vardı”, dedim.
“Türlü türlü açmaz.
Hiçbirini görmedin mi?”
(...)
Sayfa 772:
Los Angeles’ta deprem.
Yedi bin ölü.
(...)
Sayfa 776:
“Sen de kim oluyorsun?”

“Kahrolası Charlie Chaplin’im, Fransa’ya hanımların dansını görmeye gitmiştim.
Döndüm.
Şimdi defolun!”

“Bana sapanımı geri...”
Sapanın sapıyla kafasına vurdum.
(...)
Sayfa 782:
“Kennedy yeniden seçildi mi?”

“Goldwater karşısında mı?
Elbette seçildi.”

“Başkan yardımcısı yine Johnson mıydı?”

“Elbette.
Kennedy’nin Teksas’a ihtiyacı vardı.
İstediği desteği aldı da.
Vali Connally, Kennedy’nin Yeni Cephe’sinden nefret etse de seçimi kazanması için köle gibi çalıştı.
Basın buna Utanç Desteği diyordu.
Dallas’ta az kalsın öldürüleceği için valinin Kennedy’yi desteklemekten başka seçeneği yoktu.
Bunları bilmediğine emin misin?
Okulda hiçbirini öğretmediler mi?”
(...)
Sayfa 791:
Neşeli Beyaz Fil’in serseri sahibi sokağın karşısından piposunu içerek beni izliyordu.

Tarih tekerrürden ibaret değil midir?
(...)
Sayfa 794:
Uzun Sıcak Yaz’ı, Kwai Köprüsü’nü ve Güney Pasifik filmini tekrar izledim.
Sinek ve Blob adlı korku filmlerini içeren “KORKU MACERASI–İKİ FİLM BİRDEN” gecesine katıldım.
(...)
Sayfa 795:
Ama bildiğim bir şey var:
Kaplumbağa’nın kabuğu neden sertse, geçmiş de o sebepten inatçı.
Çünkü kabuğun altındaki kanlı canlı yaratık ve çok savunmasız.
(...)
Sayfa 799:
YÜZYILIN KAHRAMANI (2012)
Her şey yolunda.
En azından şimdilik.
(...)
Sayfa 801:
C’est la vie/Hayat işte.
(...)
Sayfa 803:
“JODIE, TEMMUZ’DAKİ KASABANIN YÜZÜNCÜ YIL KUTLAMALARI İÇİN ‘YÜZYILIN VATANDAŞI’NI SEÇTİ!”
(...)
Sayfa 808:
2 Ocak 2009–18 Aralık 2010
Sarasota, Florida
Lovell, Maine
(...)
Sayfa 814:
Politik fanatizmin nelere yol açabileceğini görmek istiyorsanız, Zapruder’in filmini izleyin.
Kennedy’nin kafatasının parçalandığı 313'üncü kareye yakından bakın.


--

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder