12 Mart 2015 Perşembe

E.Hv.Plt.Kur.Alb.Osman Başıbüyük : Son yaşanan uçak kazalarının sorumlularını açıklıyorum!


Satır içi görüntü
Osman Başıbüyük
   E.Hv.Plt.Kur.Alb.
06 Mart 2015, 
9 gün arayla 6 pilotumuzu ve 3 uçağımızı kaybettik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum. Son zamanlarda Hava Kuvvetleri’nde neden bu kadar çok kaza oluyor? Gerçekleri öğrenmek ister misiniz?

Asimetrik psikolojik harekât
Hatırlayınız! Genelkurmay Başkanımız Org. İlker Başbuğ 2009 yılında “TSK’ya asimetrik bir psikolojik harekât yapılıyor” demişti. Aslında bu operasyon AKP iktidarıyla birlikte başladı. İktidar ortağı olan Cemaat TSK’da kadrolaşmak için büyük bir fırsat yakalamıştı.

2000’li yılların başında Paşa Keyfi, Bulut Altı, Kara Net, Kirli Oyunlar, Askerler Anlatıyor gibi bir sürü internet sitesi kuruldu. Bu siteler üzerinden generallik sırası gelen albaylar hakkında akıl almaz karalama kampanyaları yapıldı. Cemaat rakiplerini saf dışı etmek istiyordu. Bu kampanyalar en çok Hava Kuvvetleri’ni vurdu. Lekelenmeye çalışılan kara ve denizci subaylar sivilde iş bulmakta zorlandıkları için ayrılmıyorlardı, ama havacılar için durum farklıydı. Türkiye’nin artan sivil pilot ihtiyacı, sicilinin bozulduğu düşünen kurmay pilotları istifa ve emekli olmaya teşvik etti. Böylece daha Balyoz operasyonu başlamadan general olmaya namzet 1984 – 1989 yıları arasında mezun olan 100’e yakın kurmay subay tasfiye edilmişti.

Asıl operasyon başlıyor
2007-2010 yılları arasında itibarsızlaştırma operasyonları hız kazandı. Karargâha, bütün birliklere imzasız mektup ve e-postalar yağıyordu. Personelin bir kısmı kâh doğru, kâh çarpıtılmış bilgilerle, çoğu zaman da iftiralarla karalanıyordu. Komuta kademesi işi gücü bırakmış, üzerine çamur atılan personeli sorgulamakla uğraşıyordu. Birileri istemediği personeli sistemden kaçmaya zorluyordu.

2010 yılında Hava Kuvvetleri Komutanı ile beraber uçma fırsatını buldum. Kendisine; “komutanım, Hava Kuvvetlerini bu imzasız mektuplarla mı idare edeceğiz” diye sordum. Bana;“Başıbüyük sen biliyor musun biz o mektuplardan neler neler öğreniyoruz” diye cevap verdi. Bu cevap üzerine sanki dünya başıma yıkılmıştı. Koskoca orgeneral komuta ettiği kuvvetin başına ne çorap örüldüğünü anlayamayacak kadar saftı veya daha kötüsü tasfiyeyi yürüten ekiple paralel hareket ediyordu.

O dönemde bu imzasız mektuplara en ağır işlemler yapılarak operasyona alet olundu. Örneğin genç pilotlardan biri, bir yerlerde alçak uçmuş veya uygunsuz bir ilişkisi varmış. Evet disiplinsizlik. Bir ceza verilir. Onun cezasını filo komutanı olarak ben veririm, benim cezamı yeterli bulmuyorsanız harekât komutanı versin; o da olmadı üs komutanı versin; siz niye gencecik delikanlıları en yüksek organ Hava Kuvvetleri Uçuş Kurulana çıkartıp uçuştan ayırıyor veya ordudan atıyorsunuz? Bu muamele kırmızı ışıkta geçen birine idam cezası vermeye benziyordu. İşin ilginç yanı o cezaları veren komutanların istisnasız tamamı gençliklerinde benzer hataları yapmışlardı.

Asıl problem bu da değildi. İçerideki bazı kalleşler, arkadaşlarının VTR (uçuş görüntü) kayıtlarını, radar plot (uçuş rotası izi) kayıtlarını, ortam ve telefon dinlemesi kayıtlarını veya fotoğraflarını bir ekip çalışmasıyla topluyor, uygun bir senaryo haline getirerek komuta katına imzasız mektuplarla iletiyordu. Kurbanlara en ağır işlemler yapılırken bu kadar bilgi toplama yeteneğe sahip, bu kalleşler kim diye hiç kimse sormadı!

Türk subayına harp okulunda mert olmak öğretilir. Onun kitabında arkadaşını satmak yoktur. Çünkü o, gerektiğinde silah arkadaşıyla omuz omuza, aynı kolda ölüme gidecektir. Fakat bu operasyonlarla birlikte silahlı kuvvetlerde kalleşlik pirim yapmaya başlamıştı; kalleşlerin önü açılıyor, onlar yükseliyordu. Böylece gençlerin sistem ile gönül bağları kopmaya başladı.
Çok acı bir örnek

Bu noktada kanıma dokunan, aklıma her geldiğinde gözlerimin dolduğu çok acı başka bir örneği daha sizinle paylaşmak istiyorum. Ütğm. N.D. 29 yaşında, 1 çocuk sahibi, dul bir bayan subaydı. Düşman silahlı kuvvetleri hakkında bilgi toplaması gereken Hava Kuvvetleri İstihbaratı, kızcağızın 6 yıl geçmişe dönük telefon mesajlarını incelemiş ve kızın iffetsiz olduğuna karar vererek ordudan atmıştı. Ütğm. N.D. çocuğuna, annesine, ne diyecekti? Annesine telefon etti, “beni ordudan attılar dedi” ve beylik tabancasıyla kafasına sıktı. Dinimize göre bile zina suçlaması 4 şahit gerektirir. Sen kimsin? Telefon mesajlarına bakarak bekâr bir kadına iffetsiz diyorsun? Buradan suç duyurusunda bulunuyorum o çocuğu ordudan atma kararının altında kimlerin imzası varsa hepsi suçludur.

Kalanları “Balyoz”la temizlediler
Bütün bunların üzerine 2010 yılında Balyoz operasyonu başlayınca 15 sene mecburi hizmetini dolduran 1995 ve daha önceki yıllarda mezun olan pilotlar bizim de başımıza bir iş gelmesin diye hemen istifa ederek sistemden ayrıldılar.

2011 yılına gelindiğinde Hava Kuvvetleri, kuruluşunun 100’üncü yılını kutlamaya hazırlanıyordu. 4-5 Haziran tarihlerinde 2’nci Ana Jet Üs K.lığı Çiğli/İzmir’de büyük hava gösterileri yapılacaktı. Nasıl tesadüfse, gösterilerden tam 5 gün önce Balyoz operasyonu kapsamında ilk havacı tutuklamaları gelmeye başladı. 3 ay sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Org. Bilgin Balanlı ile birlikte 1 korgeneral, 4 tümgeneral, 2 tuğgeneral ve 4 albay tutuklandı. Komuta katının geri kalanı sanki hiç bir şey olmamış gibi gösterileri izlemeye gitti ve uçaklara alkış tuttular. Ama Hava Kuvvetleri mensuplarından bazıları kutlamaları bir başka alkışlıyordu. Onlar, kuruluşunun 100’üncü yıldönümünde, Komutanlığı ele geçirmek için çok önemli bir engeli aşmış olmalarını kutluyorlardı.

Bu olaya gençlerin tepkisi büyük oldu. 15 yıl mecburi hizmetini dolduran 1996 mezunları da apar topar istifa ederek sistemden ayrıldı. Darbenin büyüğü daha gelmemişti. Hükümet 1 yıl sonra 2012’de mecburi hizmet süresini 10 yıla indirdi. Böylece geride kalan 1997-2002 mezunlarına da kapıyı gösterdiler. Akın akın pilotlar istifa ediyordu. Sadece 2010-2014 yılları arasında 824 pilot istifa etti. Bu rakam Hava Kuvvetlerinin filolarda aktif görev yapan pilotların yarısına denk gelir. Savaşsaydık bu kadar adam kaybetmezdik.
Hava Kuvvetlerinin tecrübesi yok edildi

İşin daha kötüsü gidenler kaymak tabakayı oluşturan ustalardı. 14 yıl F-16 uçaklarında öğretmenlik yapmış biri olarak söylüyorum; savaş pilotları tamamen usta-çırak ilişkisiyle yetişirler. Bir ustanın yetişmesi en az 10 yıl alır. Ancak 10 yılsonunda 4’lü kol lideri, paket lideri ve uçuş öğretmeni olmuş bir pilot, alttan gelen gençleri yetiştirecek ehliyet seviyesine ulaşır.

Anlayacağınız geride kalan gençlerin ne liderleri, ne de öğretmenleri kalmıştı. Tekerleği deneme yanılma yoluyla yeniden keşfetmeye çalışıyorlar. Haliyle kazalar birbirini takip ediyor…
Balyoz davasında 16’sı general, toplam 41 havacı subay tasfiye edildi. Hava Kuvvetlerinden 41 subay eksilse ne olur? Yetiştirttiğimiz gençler bizlerin yerini alır her şey normal devam ederdi. Ama asıl tasfiyeyi başka türlü yaptılar. Komutanlığın imzasız ihbarlara yaptığı işlemler, istihbaratın özel hayatlara, etnik ve mezhep kökenlerine göre yaptığı fişlemeler, sorgumalar asıl tasfiyeyi gerçekleştirdi. CHP Milletvekili Atilla Kart’ın bu yönde yapılan tasfiyelere yönelik meclise 2 soru önergesi verdi. Nerede bu soru önergelerinin cevapları?

Savaş pilotluğu zor iştir, parayla pulla değil, vatan aşkıyla yapılır. İçimizdeki aşkı öldürdüler. Ben Balyoz davasında 16 yıl ceza aldım. Hava Kuvvetlerinden bir Allah’ın kulu açıp da geçmiş olsun bile demedi. Kimse bu adamın çoluğu çocuğu ne yapar diye sormadı. Hani biz silah arkadaşıydık, ölüme beraber gidecektik? Bunlar silah arkadaşlığını bitirdiler, şövalyelik olan savaş pilotluğunu para kazanılan bir meslek haline getirdiler. Kahramanları mecburi hizmetin bitmesini bekleyen memurlara dönüştürdüler.

Komutanlık F-16’ya binip akrobasi yapmakla, Ege denizi üzerinde alçak uçmakla olmuyor. Önce mertle, kalleşleri birbirinden ayıracaksın. Yoksa bu baş aşağı gidişi durdurmak mümkün olmaz.

Asıl sorumlu AKP’dir
Buradan hükümete de birkaç sözüm olacak. Siz değil miydiniz 1990’lı yıllarda Güneydoğu’da operasyonlara katılan TSK personelinin isimlerini toplayan. Oslo görüşmelerinde özel temsilciniz PKK’ya; “o bölgede sizi rahatsız eden vali ve kaymakam varsa, söyleyin değiştirelim” demedi mi? Açılımda problem yaratır düşüncesiyle PKK ile mücadele etmiş askerlerden kurtulmak istemediniz mi? Açtınız Cemaatin yolunu, onlarda her taşın altında silah, bomba buldular; çukurlardan çıkan hayvan kemiklerini PKK’lı kemiği yaptılar. Ergenekon, Balyoz derken çatışma tecrübesi olan ne kadar TSK personeli varsa tasfiye ettiniz. MİT müsteşar yardımcınızın yine Oslo’da PKK’lılara; “devleti hazırlıyoruz” demesi bu yüzden miydi?

Alın size problemsiz bir ordu!!! Bakın geride bıraktığınız adamlar 37 km ötedeki Süleyman Şah Türbesindeki emanetleri getirmek için 4 saatlik operasyon planladılar, 10 saatte geri dönemediler. Tankları yollarda kaldı. Hayatında tank görmemiş fotoğrafçı bir astsubayı tanka bindirip şehit ettiler. Niye? Operasyon tecrübesi olan adam bırakmadınız da ondan.
Düşen uçakların, verdiğimiz şehitlerin asıl sorumlusu sizsiniz. Bu arada Musul’a falan gideyim demeyin yolda kılırsınız, söylemedi demeyin.

Asıl darbe Hava Kuvvetlerine yapıldı
Herkes operasyon davalardan en çok Deniz Kuvvetlerinin zarar gördüğünü zannediyor. Asıl Hava Kuvvetleri yok edildi haberiniz yok. Üstelik operasyonlar hala devam ediyor. Gidin bir bakın disiplinsizlik ayaklarına kimler Hava Kuvvetlerinden atılıyor, sistemi terk etmeye zorlanıyor. Tedbir almazsanız çok zaman geçmez, polis okullarını kapattığınız gibi askeri okulları da kapatmak zorunda kalırsınız, haberiniz ola.
Osman Başıbüyük
E.Hv.Plt.Kur.Alb.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder